Just another WordPress.com site

1.   Affirmasyon ( onaylama) nedir hepimiz biliyoruz. Gerçekleşmesini istediğimiz cümleleri tekrarlayıp bunları bilinçaltımıza inandırmaktır  sl

Daha önce affirmasyonları kullandınız mı? Aynı cümleyi tüm gün boyunca tekrar tekrar söylemek sadece zihninizde kuşku uyandırır ve bilinçaltınız her söylediğiniz affirmasyonları reddeder.

Bilinçli zihin: “ toplumda kendime güvenli davranırım.
Bilinçaltı zihin: Hayır aptal geçen sefer komik duruma düştüğün anı hatırla , tabiî ki kendine güvenli değilsin” der

Bilinçli zihin Her gün daha zeki oluyorum.
Bilinçaltı zihin: Tabiî ki değil aptal Sadece ortalama zekadasın ve yerini bil” der

Bu nedenle bilinçaltınız kendisi ile çelişen affirmasyonlar ile çalışmaz.
Sadece bilinçaltı zihninizle çelişmeyen affirmasyonlar işe yarar.
Şimdi ben zenginim deyin. Ne oldu içinizdeki ses haklısın sen zenginsin dedi mi? Yoksa neren zengin borçlar diz boyumu dedi.

Affirmasyonların problemi genelde bir çoğu bilinçaltı zihin ile çeliştiği için çok kişide çalışmamasıdır. Neden? Çünkü gerçekten inanmadığınız bir şeye kendinizi ikna etmeye çalışıyorsunuz.
Hiçbir affirmasyonu çok uzun ve sık kullanıp ta sonuçta hiç bir şey olmadığını gördünüz mü?

Antropolojistlere göre insanlar anlam yapıcıdır başka bir deyişle insanlar kendi kendine soru soruculardır. Araştırmalar insan beyninin sürekli soru sorma ve cevap alma durumunda olduğunu göstermiştir.
Mesela size “neden gökyüzü mavidir?” desem zihniniz hemen bunun cevabını araştırmaya başlar.
Eğer insan zihni sürekli soru sorup cevap arıyorsa neden inanmadığımız pozitif kelimeleri söyleyip duruyoruz.?
Bunun yerine neden kendimize güçlendirici sorular sormuyoruz.?
Bu sorular onlara cevap vermek yerine bizim düşünce kalıplarımızı negatiften pozitife dönüştürecekler.
“Ben zenginim” cümlesini alalım ben zenginim dediğinizde bilinçaltımız buna inanmıyor. Öyleyse bunun yerine güçlendirici sorular soralım “neden bu kadar zenginim? “
Sorun şimdi kendinize “neden bu kadar zenginim.”?
düşünŞu anda beyniniz ne yapıyor biliyormusunuz? bu soruya cevap arıyor.
Sorularımızı değiştirdiğimizde içimizdeki gücün neler yapabileceğini hayal bile edemeyiz..
İşte bu metoda AFFORMASYON metodu denir.

Hayatınızı değiştirecek afformasyonları yaratmanın 4 adımı  degiş
1. adım: Hayatınızda olmasını istediğiniz şeyi kendinize sorun
Daha önce bir hedefiniz varsa onu da hedefinizi kullanabilirsiniz.
Diyelim kilo vermek istiyorsunuz ve affirmasyonunuz
“ben kolayca ve sağlıklı olarak ayda 5 kilo veriyorum” olsun

2.Adım :Şimdi gerçekmiş gibi düşündüğünüz ve istediğiniz şey için bir soru yaratın
İstediğinizi şeyin doğru olduğunu farzettiğiniz bir soru yaratmak afformasyonların anahtarıdır.
Hayatımız yaptığımız varsayımların yansımasıdır. Bu nedenle afformasyon metodu içinizdeki dünya ile iletişiminizdir .
Afformasyonlar içinizdeki dünya ve dışınızdaki dünya ile iletişimizi hemen değiştiren gördüğüm en etkili yöntemdir.
Şimdi afformasyonumuzu söyleyelim
“Neden bu kadar kolay ve sağlıklı olarak ayda 5 kilo veriyorum.”

3.Adım :Soruya odaklanın
Afformasyonların önemli noktası sorulara cevap aramamaktır. Bunun yerine daha iyi sorular sormaktır.
Daha iyi sorular sorduğunuzda zihniniz otomatik olarak sahip olmadıklarınız yerine sahip olduklarınıza odaklanır. .
Bir kere kolay ve sağlıklı olarak kilo vermeye odaklandığınızda , kendiliğinden yemenize dikkat edeceksiniz..

4.Adım : Hayatınızın bu yeni varsayımına göre yeni eylemler yapmalısınız
Daha önce kilo verme programlarını uyguladığınızda bilinçaltınız bunun olacağını varsaymıyordu ve öyle oluyordu.

Ama afformasyon metodunu uygulamaya başladığınızda göreceksiniz bilinçaltınız kilo vermeyi varsaymaya başlayacak ve siz yeni eylem programı yapacaksınız .
En az önümüzdeki 21 gün boyunca her sabah uyandığınızda kendinize değişik türde sorular sormalısınız ve yatmadan önce ve gün boyunca aklınıza geldiğinde bu soruları kendinize sormaya devam edin.

Sevinç Sultan

Olumlama Telkinleri

Bu sayfada bir çok olumlama telkinleri var..

Kaydedin ve hergün dinlemeye çalışın.

http://mp3.azspace.net/mp3-olumlama-mp3.html

 

İYİMSERLİĞİN GÜCÜ

Bir okul müdürü, yeni başlayan bir eğitim-öğretim yılının ilk
kurul toplantısında öğretmenlerine şöyle seslenir:
“Arkadaşlar bu yıl son sınıflarda çok özel bir sınıf oluşturdum.
Not ortalamaları yüksek, zeki öğrencileri 8-A sınıfına topladım.
O sınıfta dersi olan arkadaşlar bu konuya dikkat etsinler.”
Ders yılı biter sene sonu öğretmenler kurulunda sınıfların başarı
durumları değerlendirilirken, 8-A sınıfı öğrencilerinin başarılı
yüksek not aldıkları görülür. Müdür, öğretmenlere bu başarının
sebebini sorar. Öğretmenlerden biri, okul müdürüne sene
başındaki sözlerini hatırlatır ve sınıfın zeki öğrencilerden oluştuğunu
söyler. Müdür gülümser ve herkesi şaşırtan şu cümleyi söyler:
“8-A sınıfını kura ile oluşturdum. Sanıldığı gibi notu yüksek
ve zeki öğrencilerden meydana getirilmedi.”
Bu defa öğretmenler, o sınıfa dersi olan öğretmenlere bakar.
Öğretmenlerden biri:
“O sınıfa branşında daha başarılı olan
öğretmenler gönderildi.”
“Hayır” der müdür ,
“O sınıfa derse giden öğretmenleri de kura
ile belirledim.”
Herkes şaşırır. Bu durum karşısında öğretmenlerden biri, okul
müdürüne, bu başarıyı kendisinin neye bağladığını sorar. Okul
müdürünün cevabı şaşırtıcıdır:
“İyimserlik ve olumlu düşünme.
Siz 8-A’ daki öğrencileri çalışkan ve zeki kabul ettiniz. Öyle
davrandınız. Dersleri daha özenli anlattınız. Not verirken iyimser
oldunuz ve başarı ortaya çıktı.” 

GEÇMİŞi SİLMEK

Geçmişin yükünden kurtulmak istiyormusun?

Evet’mi dedin?

Peki,hadi başla:)

 

Resimler…rahatsız edenler?? Atın gitsin

Kötü anıların izlerini taşıyan eşyalarmı?? Atın gitsin

Arkadaşlar..hala canınımı yakıyor?? Unut gitsin..tüm iletişimi kes..tüm sosyal ağlardan sil

Kötü anılar,olaylar,kişiler herneyse hepsini çagır,yüzleş,affet(itiraz etme affet diyorsak affet!Bir bildigimiz var elbet!) sonra vedalaş!..

Tamamen sil aklından ruhundan  bedeninden izleri..(Biliyoruz kolay olmayacak bir seferde de olmayacak ama ısrarla denemekten vazgeçmeyecksin!)

Sonraaaaa;

Aynanın karşısına geç ,gözlerinin içine bak ve kendinle gurur duy!..

Bu kadar değil elbet,bu sayfayı takip ettikçe daha da güzelleşeceksin ruhsal olarak..

Geçmişte olduğun kişiyi bırak ve şu anda kimsen o ol !

Ama illede geçmişle yaşayacağım dersen;SEN BİLİRSİN!..

“Eğer bir dış etken sizi üzerse, duyduğunuz acı o şeyin kendisinden değil, sizin ona verdiğiniz değerden geliyordur, onu da her an ortadan kaldırma gücünüz vardır”
“Tüm düşündüklerimizin altında tüm inandıklarımız yatar
 
“Her gerçeğin etkin ve inkar edilmez bir varlığa kavuştuğu yer, ancak insanın hayalidir. Sanatın da, hayatın da esas ustası icat değil, hayaldir.”
 
“Kişi zengin olsun, yoksul olsun, hastalığı iyileştiren de, mutsuzluğu mutlu kılan da zihindir.”
 
“Ne düşünürsek oyuz. Biz her neysek düşüncelerimizden doğar. Düşüncelerimle biz, dünyamızı yaparız.”
 
 
Dilimde tüyler tükenmek üzere;İki dakika akıllı olun zihninizi en güzel hayallerle süsleyin hangisi tutarsa diyorum be kardeşim:)

NOT TUTUN 
Gördüğünüz ilginçlikleri, acayip tabelaları, garip anları, hepsini not edin. Neyin işinize yarayacağını düşünmeden, sanki sadece kayıt tutuyormuşsunuz gibi yapın bunu. Fikir üretirken bunlar yerini bulacaktır. 

YABANCILARLA KONUŞUN 
Genelde küçükken hepimizin ailesinden duyduğu cümle “Aman sakın tanımadığın kişilerle konuşma”dır. Elbette ki bir miktar önleminizi de alarak dışarıda, otobüste, markette yabancılarla konuşmaktan çekinmeyin. Daha önce hiç önemsemediğiniz bir hayat bilgisi edinebilirsiniz. 

YÖNTEM DEĞİŞTİRİN 
Kişisel ilgi alanınız ya da mesleğiniz itibarıyla kullandığınız yöntem yazmak mı, resim yapmayı deneyin. Rakamlarla işi olanlar harflere geçsin. Günü zaten yazarak geçen biriyseniz bir geometri problemine yoğunlaşın, beyni ters köşeye yatırın. 

ROMAN OKUYUN 
Türü ne olursa olsun başka hayatlara sızmak, hele de güzel bir dille kaleme alınmışsa, insana başka hayatlar, başka zamanlar, başka fikirler olduğunu hatırlatır.

DENEYLERE AÇIK OLUN 
Yemek yaparken, ödev hazırlarken, rapor yazarken, sevişirken… Yeniliklere açık olmak, bir de öbür yöntemi denemek her zaman taze fikirlere kapı açar. Ortaya şahane bir şey çıkma ihtimali doğar. 

SİNEMANIN FAİDELERİ 
Çok film, iyi film… Bazen bir yan karakter bile insanın zihninde yeni bir sayfa açabilir. Günlük hayatınızda bir şeyi kolaylaştırabilir, içinden çıkamadığınız bir sorunu çözebilmeye yarar. Kafada ampul kendiliğinden yanar. 

KESİŞİM KÜMESİ KAHKAHA 
Birlikte gülebildiğiniz, hem de çok gülebildiğiniz arkadaşlarınıza gözünüz gibi bakın. Hayır, önemli olan kısmı sadece gülmenin faydaları değil… Güldürebilmek bir zekâ göstergesidir, ayrıca aynı frekansta olduğunuzu gösterir. En hafif sohbet bile insanı geliştirme potansiyeli taşır. 

MÜZİK DOPİNGİ 
Doğru zamana doğru müziği denk getirdiğinizde algınızın genişlediğini, boyutun farklılaştığını hissedersiniz. Özellikle de kulaklıkla müzik dinliyorsanız… En saçma sapan işi yaparken bile sizi canlandırıcı 

bir müziği kulaktan bünyeye sokmak ortaya farklı bir iş çıkarmanızı sağlar. 

HAYDİ CANLANIN 
Fikirden, beyinden söz ederken şınav çekmek, koşmak, ter dökmek ilk aşamada kulağa anlamsız gelebilir. 
Fakat beyne giden oksijen miktarı arttıkça, bu mühim organın çok daha verimli hale geldiği bilimsel bir gerçek. Önce bacak kasları… 

FOTOĞRAF ÇEKİN 
Güzel, estetik, dengeli ve anlamlı bir fotoğraf kadrajı oluşturmak, hayatın başka alanlarında işinize yarayacak bir formül öğretir. Baktığınızı görmeyi öğrenirsiniz, ki bu da önemli bir yetenektir zaten. 

RÜYALARINIZI YAZIN 
Yazmıyorsanız bile en azından hatırlamaya çalışın. Bu mesai hem bilinçaltına dair bir kazı işlevi görür, hem de rüyalara mahsus o yerçekimsiz saçma sapan âlemden faydalanırsınız. 

MOLA VERMEYİ BİLİN 
Bir robot olmadığınızı kendinize ara ara hatırlatın ve fikren tıkandığnız noktada mola vermekten utanmayın. Bu teneffüsü vicdan azabına dönüştürmeden yaşamayı becerirseniz, tekrar işin başına oturduğunuzda zaten kendiliğinden berrak bir beyinle üretmeye başlarsınız. 

NOSTALJİ GANİMETİ 
Mesleğiniz ne olursa olsun işinizin geçmişte nasıl yapıldığına bakmak ilham verici olur. 
Reklamcılar reklam tarihine, modacılar geçmiş trendlere, sanatçı olanlar mağara resimlerine, mühendisler Ortaçağ çizimlerine baksın. 
Bu da kendi içinde çok parlak bir fikir olmayabilir ama olabilir de… 

TUVALETTE MÜTALAA 
Bunun bilimsel bir kanıtı var mı, emin değiliz ama işte tuvalette geçen süre, oturma odasında koltukta geçen süreden daha verimli olabiliyor. 
Alın yanınıza bir not defteri, bir dergi… Klozetten bildirin. 

GEYİK MUHABBETİ 
En günlük, en önemsiz başlıklarda tatlı bir muhabbet bile zihin açıcı olabilir. Aklına fikrine güvendiğiniz arkadaşlarla sohbet ufuk açar. Ama tuhaf bir şekilde, görüşlerine değer vermediğiniz biriyle muhabbet de öyle. Özeti, uzun uzun konuşmaktan çekinmeyin. 

SON DAKİKAYA BIRAKMAK 
Bir tür Murphy kanunu bu. En yaratıcı fikirler yumurta kapıya dayandığında yumurtlanır. Ertelemekten korkmayın, o panikle bambaşka bir dünyanın kapısını aralayabilirsiniz. 

GEREKSİZ BİLGİ GEREKLİDİR 
Tavukçuluk tarihi, maketçilik dergisi, İstinye’nin bitki örtüsü… 
İncelikli konular, gereksiz ayrıntı gibi görünecek başlıklar üzerine okumak, zamanı gelidiğinde sizi beş adım öne çıkaracaktır. Gereksiz bilgi demeyin, nimettir. 

İNCEDEN YÜRÜTÜN 
Konu hakkında daha önce kafa yormuş birileri varsa hiç çekinmeden uygulayabileceğiniz, üstelik de garantili bir yol. 
Tek incelik, öyle gözüne soka soka değil de nazik bir şekilde araklamak. 
Duruma uygun hale getirin, sadeleştirin ya da süsleyin. İşin yaratıcılık kısmı da burası olsun! 

OYUN OYNAYIN 
Poker de olur, Play Station da… Yeter ki kendi mantık dizgesi ve kendi kuralları olan başka bir dünyaya geçin ve orada başarılı olmanın yollarını zorlayın. Kafa güzel dağılır, sonra güzel toplanır. 

GİZLİ BİR İŞ YAPIN 
Yasalar çerçevesinde tabii… 
Buradaki gizlilik, bütün dünyaya duyrulmamış kendinize özel bir hobi, bir uğraş, bir gezi… 
Kendi başınıza kalın, tek başına vakit geçirmeyi öğrenin ve bundan kimseye bahsetmeyin. 

BİR DİZİNİN ORTASI 
Mümkünse aylardır, senelerdir devam eden bir diziyi izlemeye başlayın. 
Konusundan hiç hoşlanmasanız bile bir tür bulmaca gibi bütün ilişkileri çözmeye çalışın. 
Kötü şey izlemenin de faydası var ayrıca. 

ÇOK GEZİN 
‘Çok okuyan mı, çok gezen mi mi bilir’, zaten bildiğimiz bir sorunsal… 
İkisinin de bildiği ayrıdır, fakat çok gezenin biriktirdiği malzemenin kıymeti başka… 
Seyahat etmenin kazandırdıkları fark etmeden sizi değiştirecek, dönüştürecektir. Yiyip içtiklerinizi değil, gördükleriniz anlatın! 

MAVİLİM MAVİŞELİM 
Renklerin ruh hallerine etkisine inananlardansanız, mavinin yaratıcılığı en fişekleyen renk olduğu kanıtlanmış. 
Tonuna göre biraz çocuk odası etkisi yaratabilir ama çalıştığınız mekânlara mavi dokunuşlarda bulunmak işe yarayabilir. 

BİR ÇOCUKLA MESAİ 
Şöyle dili iyice çözülmüş, hayatta her şeyi yeni kavramaya ve durmadan soru sormaya çalışan bir çocukla vakit geçirin. 
Yeterli sabrı bulursanız, siz çok şey öğrenmiş olacaksınız, bacak kadar çocuk değil… 

TAKMA KAFANA TOKADAN BAŞKA 
Lafın gelişi yani. Stres, yaratıcılığın bir numaralı düşmanı. Yeni bir şey denerken cesaretinizin artması için de, sonra sonuçlarıyla mücadele edebilmek için de biraz vitesi boşa almak faydalıdır. En fazla ne olabilir? Salın gitsin… 

Radikal Gazetesi 

Etiket Bulutu

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.